2 Mart 2018 Cuma

birtakım farkındalıklar üzerine

  Selam insanlar! Okul kantininde, biyoloji konu anlatımlı kitabımın arkasındaki ders notları sayfasından yazıyorum. Aynı sayfadan iki tane var; bi öncekine de daha önceden tanıdığım birine bir tür mektup ya da her neyse bir şey yazmışım.
Bu sefer yazacaklarımın intihar notu mu* , herhangi bi deneme mi olacağına sanırım kalemin gidişatı karar verecek.  Ya da her şeyi yazdıktan sonra en sona eklediğim cümle. 80-90 dönemlerine ait bir çalma listesi dinliyorum. Yani, ayağımı bi ritimle sallayıp ''its reynin men, halaluyaah'' diye mırıldanırken pek de duygusal, şairane ruhumu konuşturamıyorum. Aslına bakarsanız ben uzun süredir o duygusal, edebi (?) ruhumu konuşturmuyorum.  -Tabi ki tercihen-

 Uzun süredir burda olanlar var -sizi seviyorum- hatırlıyor musunuz, ''ellerim kanayana kadar yazmak istiyorum'' ları ya da fazla baymış 17 yaş edebiyatını?  -o kadar da kötü değildi ya-
Eminim en büyük yazarların bile eskilerden utanmak demeyelim de; çaylaklık döneminde, kendi sesini bulana kadar yazdıklarına gülümseyerek bakmışlığı vardır.
Ben süper bir okur değilim, elime geçen şeyleri ya da seveceğimi düşündüğüm şeyleri vakit buldukça okurum işte. Yazmaya olan büyük bağlılığımın aksine o kadar da edebiyata düşkün biri de değilim.
Büyük yazarların biçemleri, içerikleri vesaireleri anlamıyorum, ilgimi de çekemiyor ya, eleştirmen-araştırmacı da değilim ki. Umarım büyük bir ayıp değildir bu.

 Sadece üstadım dediğim Montaigne var sıkılmadan yazdığı her şeyi ve hakkında yazılmış her şeyi okuyabileceğim. Montaigne bir şovmen değildi, işi gücü kendiyleydi ki bu da popüler kültürün işine gelmedi. İyi ki de gelmedi, pop kültürden nefret eden 21. yüzyılın yeniyetme monteyninin -bkz: ben-
işime geldi. O göz önünde bulunuyor olsa da pek ilgi gösterilmedi, ben de bütün ilgimi ona harcamaya karar verdim.

 Denemeler'in önsözünde şunu diyor: '' ...Kısacası okuyucu, kitabımın ana konusu, benim. Öyleyse boş zamanlarını böyle önemsiz ve anlamsız şeylerle harcaman akıllıca olmaz. Haydi hoşça kal.''
Aslında önsözün tamamını buraya bırakmak istiyorum. Bu bile neden bu denli önemsediğimin gerekçesi olabilir. Buyrun
Bütün derdim kendimledir.
 Sanatta en büyük idolüm bu sözü söyleyen, denemenin babası olduğu için, benim de bütün derdim kendimledir.
Bu yüzdendir ki yazdıkça kendimi çözmeye çalışıyorum, ki bunu daha önce söylemiştim. Kendini tekrar eden yazara da dönüşmeye başladım. Yazar demek epey cüretkar oldu.
Daha önce söylediğim ya da sorduğum bir başka mesele de şu, kendini keşfedip, mutlu olmayı öğrenip bununla yaşamak mı yoksa bir şeyler uğruna emek harcayıp başka insanları da başka şekillerde mutlu edebilmek mi? Hiç olmazsa insanlara yaşıyor olduklarını hatırlatabilmek mi?
Bu çok tehlikleli bi ikilem dostlarım.
''she is a maniac, maniac on the floor''

 Kendimi toplumdan daha doğrusu kalabalıktan uzak -yalnız başıma demiyorum- sorunlardan uzak belki ufak bir evde ve bir süredir güzelliğini keşfedip aşığı olduğum doğa ile iç içe hayal ederken içimden taşıyorum, heyecandan olduğum yerde dans ediyorum. ''and she dancing like she's never danced before...'
 Bir yandan da belli bir sisteme ayak uydurmak zorunda kalmış -kendim de dahil- uyuyan insanlarda bir farkındalık oluşturmak; okuyup para kazanmak, emekli olmak için çalışmak ve asla bitmeyen bir 'daha iyisi için' çabalamak çılgınlığından çekip mutluluğu hissetirdiğimi hayal ediyorum. İçimi tarif edilemez bir huzur dolduruyor, bisiklet sürerken yüzüme çarpan rüzgarı hatırlatıyor.

Bazı konu başlıkları bırakıyorum, yazım konusunda belki şekil ve içerik değişikliğine gittiğimi fark edersiniz, belki de burda beş yıldır minik minik adımlar atan kızınız hayallerim yazıyor büyüyordur ^^

-Doğanın güzelliği ve bizim ona yaptığımız büyük çok büyük kötülükler
-Kapitalizm ve benzeri sistemler, bi şeyler yapmak, düşünmek zorunda bırakılmamız
-lükse, gösterişe, daha iyiye, karşı olan bitmek bilmeyen kara sevdamız
-hayvanlar ve tarif edilemez güzellikleri
- düşünen hayvanlar :p

Bu günlerde en çok kafamı kurcalayan, üzerinde düşündüğüm, içimi titreten konular sanırım bunlar. Bu bir tür giriş yazısı olsun, büyük bir bilgi birikimiyle bunlar hakkında yazacağım diyemem ama düşünüp bi şeyleri fark eden biri olarak fikirlerimi anlatmaya çalışacağım ki aslında uzun uzun yazmaya bile gerek yok, sadece başlıklar üzerinde biraz durunca insan için uyanış başlıyor.

''Yaz dostum, Barış söyler kendi bir ders alır mı?''

Umuyorum ki alır. En azından hayalleri ve daha güzeli planlara dönüşen hayalleri bu yönde.
Ayrıca, sanırım ikinci hayali seçiyorum, koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum.''


*just kidding bro :p
**gizli tavsiyeler gerçekten tavsiyemdir.

2 yorum:

  1. Bu insanın beynini açan , Sonuna nasıl gelindiğinin bilinmediği , Okurken , Yazarla tanışmalıyım dedirten güzel yazıların hakettiği yer burası değil...
    İleride sırf bunun için bir proje fikri var aklımda. Belki tüm böyle gerçek yazarların toplandığı bir "Yazı'nın Sosyal Medyası" olur belki de sadece senin yazıların için mükemmel bir platform...
    İşin daha da güzel yanı ne biliyor musun ?
    Beraber yapabilme imkanımız.
    Daha da güzeli tabii ki de "Benimle" yapabilmen ahahha.

    Yazar ; Ak Beygirli Mühendis.

    YanıtlaSil
  2. Denemeler'i okumamıştım, önyazısı çok etkileyici. İlgimi çekti fazlasıyla. Teşekkürler.

    YanıtlaSil

yorum gördüğümde yazan kişiye üç gün dua ediyorum